TR  |  EN  |  DE
 banner_ozeldogac.jpg

Eğitimde Yaratıcı Drama

omer_adiguzel_kitap.jpgkitap_icerigi_icin_tiklayiniz

2011-2012 Konulu Atölyeler

2011-2012_Konulu_Atölyeler

Uluslararası Eğitimde Yaratıcı Drama Sempozyumu Açılış Konuşması- Prof.Dr. İnci San

Konuşma metnini okumak için aşağıdaki bağlantıyı tıklayınız. 
          inci_san_k onusma 

Ev Hanımı Katılımcımız Ayfer Özdemiroğlu'ndan İnci San'a Mektup


mektup_sf_1
mektup_sf_2
mektup_sf_3
mektup_sf_4duyuru.jpeg

 banner_ydramadergisi.jpg

27 Kasım Dünya Yaratıcı Drama Günü Bildirgeleri


               2011_bildirgesi
               2010_bildirgesi
               2009_bildirgesi
solbanner_fotogaleri.jpg

Uluslararası Üyelikler

 edered_acro_color_preview.jpg
banner_bag.jpg
 banner_idea.jpg

Galeri'den Seçmeler

İstatistik

Ziyaretçiler: 1581591
Şuanda 22 misafir bağlı
Yaratıcı Drama ve Yaratıcı Yazma - Müjdat Ataman
Bu çalışmada, yaratıcı drama uygulamaları ile yazınsal değeri olan ürünler ortaya çıkarmak ve öğrencilerde yazmaya karşı istek uyandırmak projenin genel amacını oluşturmaktadır.
Çalışma konusu olarak “bavul” sözcüğünden yola çıkılmıştır. “Bavul” sözcüğünün seçilmesinin nedeni, sözcüğün somut bir nesne olması ve tüm öğrenciler için bir anlam ifade etmesidir. Bir nesne olarak bavul,  yaşamımızın mutlaka bir anında yer almaktadır. Tüm öğrencilerin bu nesne ile ilgili bir yaşantılarının olduğu öngörülmüştür. “Bavul” sözcüğünün birçok çağrışıma yol açacağı varsayılarak projeye başlanmıştır.
Çalışmaya 14 öğrenci (10 kız,  4 erkek - 9 ve 10 yaş grubu) katılmıştır. Katılımcılar, Bilkent Üniversitesi Hazırlık Okulu 4. sınıfta okuyan öğrencilerdir. Katılımcılar dördüncü sınıfa kadar, ikinci sınıftan itibaren iki haftada bir ders saatlik (40 dakika) Yaratıcı Drama dersleri almışlardır.
Her oturum, 14.45-16.00 saatleri arasında 75’er dakika olup, çalışma 21.09.2004-9.11.2004 tarihleri arasında toplam yedi oturum olarak gerçekleştirilmiştir.
Çalışmanın yapıldığı mekan, yerleşke içinde spor derslerinin ve yaratıcı drama derslerinin yapıldığı farklı bir binadır. Çalışma için kullanılan bölüm 15x8 = 120 metrekarelik bir alandır.   
Yaratıcı drama uygulama aşamaları;
1-     Hazırlık- ısınma
2-     Canlandırma
3-     Değerlendirme
olarak uygulanmıştır (Adıgüzel, 2002).

UYGULAMALAR

Birinci haftanın temel kazanımı, çağrışım sözcükleriyle dörtlükler oluşturmaktı. Öğrenciler, heykel çalışmasında sözcükler üretip, bu sözcükleri kullanarak, şiirler yazdılar. Çalışmanın sonunda gruba verilen değerlendirme formunda yetmiş farklı duygu durumu yer alıyordu. Öğrencilerden bu çalışmayı yaparken hissettikleri en yoğun duyguyu  formlardaki yüzleri boyayarak göstermeleri istendi. On dört öğrencinin, 4’ü        ( %28.5) endişeli,  4’ü ( %28.5) heyecanlı, 2’si  ( %14.3) neşeli, 2’si  ( %14.3) mutlu, 1’i  ( %7.2 )  ümitsiz,  1’i    ( %7.2 )  sıkılmış duyguyu belirttiler. 
İkinci haftanın temel kazanımında öğrencilerden, çağrışım yoluyla bulunan sözcükleri kullanarak öyküleyici anlatım yapmaları beklendi. Öğrenciler, sergilenen ‘fotoğraf anı’ ile ilgili, canlandırma yapan grupların bedenlerine verdikleri biçimi göz önüne alarak,  çağrışım sözcükler yazdılar. Gruptaki öğrencilere canlandırmalar öncesi oluşan sözcükler dağıtıldı. Öğrenciler bu sözcükleri kullanarak başlığı “bavul” olan bir öykü yazdılar. Öğrencilerin; 7’si (%50) öykü yazmak istediğini belirtti, 4’ü (% 28.5) öykü yazma konusunda yorum yapmadı, 3’ü (% 21.5) öykü yazmak istemediğini belirtti. Öğrenciler, çağrışım yoluyla bulunan sözcükleri kullanarak öyküleyici anlatım yaptılar.
 Üçüncü hafta öğrencilerin, bir başlıktan yola çıkarak öykü yazmaları beklendi. Öğrencilerden çalışma sonrası bazı soruları yanıtlamaları istenmiştir. Öğrencilerin 10’u başlıktan yola çıkarak öykü yazmakta zorlanmadıklarını, aynı sayıda öğrenci de öykü yazmaya istek duyduklarını belirttiler. 

Dördüncü haftada, yaratıcı drama sürecinde masallardan yararlanıldı. Yarım bırakılan ürünün, öğrenciler tarafından tamamlanması istendi. Öğrenciler bavul içinde bulunan nesnelerden istediklerini seçerek, bildikleri bir masalla ilgili canlandırma yaparken bu nesneleri kullandılar. Canlandırma aşamasında gruplar, “bavul”u da kullanarak dramaya geçiş yaptılar. Öğrenciler yarım bırakılarak verilen beş farklı masaldan (Pamuk Prenses, Güzel ve Çirkin, Uyuyan Güzel, Kül Kedisi, Rapunzel) birini seçtiler. Seçtikleri masalda, masal kurgusunu bozmadan “bavul”u da kullanarak masalı kendi hayal güçleriyle şekillendirerek sonlandırdılar. 

Öğrenciler çalışmanın beşinci haftasında verilen fotoğraftan yola çıkarak öykü yazdılar. Öykü yazım çalışması sonunda, öğrenciler karikatürler çizerek çalışmayı değerlendirdiler. Karikatürler incelendiğinde, öğrencilerin çalışmaya istekle katıldıkları belirlendi.
Altıncı haftada, öğrencilerden sözlü öykü oluşturmaları, oluşan öyküyü canlandırmaları ve yazılı olarak anlatmaları beklendi. Verilen ilk tümceye, sırayla birer tümce ekleyerek bir gerilim öyküsü oluşturdular. Bu süreçte öğrenciler, kendilerinden önceki arkadaşlarını dikkatle dinleyip kurgudan, zamandan kopmayıp ortak üretimleri olan öykülerini tamamladılar. Oluşturulan sözlü öyküyü de göz önünde bulundurarak gruplar, oluşturdukları yeni öyküleri canlandırdılar. Bu canlandırmalar sonucunda öğrencilere ne tür bir öykü yazmak istedikleri sorulduğunda, öğrencilerin tamamı gerilim öyküsü yazmak istediklerini bildirdi. Süreç sonunda tüm öğrenciler gerilim öyküleri yazdı.
Çalışmanın son haftasında öğrencilerden, hayal güçlerini yaratıcı yazmada kullanmaları beklendi. Öğrenciler verilen fotoğraftan yola çıkarak betimleyici tümceler kurdular.  Gruplar fotoğrafı kullanarak oluşturdukları kurguyu canlandırdılar. Canlandırmalar sonunda öğrenciler bireysel olarak hayal güçlerini zorlayıp bu fotoğrafla ilgili bir öykü yazdılar.

TARTIŞMA

Türkiye’deki okullar halen otoriter, daha çok zihinsel gelişmeye önem veren, sosyal gelişmeyi ihmal eden, sosyal faaliyetleri kısıtlayan, öğrencilerin yaratıcılıklarını törpüleyen kurumlar olarak eleştirilmektedir (Tezcan, 1987).
Eğitim sistemimizde bilgi aktarım yöntemi ezber halinde verilmektedir. Bu koşullar altında bireyin çevresini ve içinde yaşadığı dünyayı algılaması ve anlaması güçleşmektedir. Öğrencileri, yaratıcılığa ve eleştirel düşünmeye yöneltecek olan yöntemlerin kullanılması önem kazanmaktadır. Bütün bu özellikleri bireye kazandırmanın yolu, klasik eğitim sistemimizden geçmemektedir. Günümüzde bireyden beklentilerin farklılaşması, bireyin yetiştirilmesinde etkili olan eğitim programlarına önemli sorumluluklar yüklemektedir (Floyd,1965).
Yazma, duygu ve düşünceleri eyleme geçirme sürecidir. Genelde çocuklar ve yetişkinler zorunlu olmadıkça yazma eyleminden uzak dururlar. İlköğretim Türkçe programındaki yazma kazanımları, yazmayı zorunlu kılmasına rağmen yaratıcı yazmanın önünü açmamaktadır. 1968’den beri uygulanan ilkokul programı yazılı anlatım konusunda yetersiz kalmıştır. Yazma işi ise bir tür “külfet” olarak görülmüştür. Yazılı anlatım denildiğinde, okula ilişkin akla gelen ilk yazılı eylem bir atasözünü açıklamaktan ileri gitmez. Metin oluşturma çalışmaları yapılmadan, konu akışının nasıl verileceği belirlenmeden, çatışma anları ortaya konmadan yapılacak bir anlatımın sonucunda ortaya çıkacak ürünün, yazınsal değeri konusunda olumlu şeyler söylenemez. Yazılı anlatım çalışmalarında yapılandırıcı bir yöntem izlenmemekte, aynı süreç her sınıf seviyesinde tekrarlanmaktadır. İlköğretimin ikinci sınıfında verilen giriş, gelişme, sonuç gibi yazma kalıbı, on ikinci sınıfa kadar devam etmekte, her yıl tekrarlanan bu yazma kalıbı da süreç içerisinde doğru işlememektedir. Öğrencilerin yazılı anlatımları, olması gereken noktadan çok daha geridedir. Ölçme yöntemlerimiz, son yıllarda özellikle yoğunlaşan sınav kaygısı nedeniyle tamamen sonuca yönelik olmaktadır. Sonuca yönelik ölçme sistemimizin neredeyse tamamını çoktan seçmeli sınav soruları oluşturmaktadır. Bu sistem öğrencileri yazmadan uzaklaştırmakta, sadece okuduğunu yorumlama becerisini geliştirmektedir. Bu sistemde yetişen öğrencilerin, yazmaktan sıkıldığı, yazarken zorlandığı ve konu örüntüsü oluşturmakta başarısız olduğu gözlenmektedir.
Bu çalışmada; öğrencilerin klasik yazma çalışmaları dışına çıkarak, yaratıcı drama sürecinde girdikleri kurgusal dünyadan da yararlanılarak, yaratıcı yazma çalışmaları yapılmıştır. Çalışmalarda öğrencilerden gelen ürünlerin, hedeflenen kazanımlara ulaştığı gözlenmiş ve  öğrencilerin severek yazı yazdıkları belirlenmiştir.   
            Bu çalışma, yaratıcı yazma çalışmaları için sadece bir örnek teşkil etmektedir. Yaratıcı drama sürecinde yaratıcı yazmaya çok daha farklı şekillerde yer verilebilir.


SONUÇ VE ÖNERİLER

Çocuk, kendine özgü özellikleriyle yoğun bir düş gücüne sahiptir. Bu zengin düş gücü sayesinde bütün dünyayı kendi ayakları altına alır, dünyayı kendi etrafında görür; hiçbir nesnelliğe ve nedenselliğe bağlı kalmadan bu düş dünyasında olabildiğince özgür ve kendince yaşar. Çocuğun kendini en rahat ifade ettiği ya da gerçekleştirdiği alanlardan biri de oyundur. Oynarken izlediğimiz çoğu çocuk, kendi düşünde kurguladığı öznel dünyayı, nesnel dünyanın araçlarıyla özdeşleştirir (Dilidüzgün,2002).
Eğitim sürecinde çocukları oyundan ayırma ya da uygulanan eğitim yöntem ve tekniklerinde oyunu yadsıma, okulların çocuklar için sıkıcı bir kimliğe bürünmesine neden olmaktadır.    
Çoğu çocuk kendilerini kelimelerle ifade etmeye ihtiyaç duyan bir mirasla okula,  yazmaya doğal bir ilgi duyarak başlar.  Çocukların hikayelere ve çocuk şiirlerine olan sevgileri ile öğrenciler için yaratıcı yazmayı başlatan ve kapsayan temeller arasında bir bağ kurulmalıdır
Oysa eğitim sistemimizde böyle bir bağ yerine öğrencileri, basmakalıp yazma düzenine sokmaya çalışan bir yapı söz konusudur. Öğrencilerle yapılan  yazma çalışmaları öncesi, öğrencilerin düşünceleri alınmamakta ya da ne yazmak istedikleri sorulmamaktadır. Daha da önemlisi öğrencileri yazmaya motive edecek ya da onları yazmaya itecek neden yoktur. Oysa bu çalışmada yapılan drama etkinliklerinde, öğrencilerin oyun oynaması sağlanmış, bu sayede öğrenciler isteyerek ve zevk alarak sürece katılmıştır . Ardından yapılan canlandırma aşamalarında öğrenciler, kurgusal yaşama geçiş sağlamış ve kurgusal yaşamdan çıktıklarında yazma için gerekli donanıma ve yazma isteğine hazır hale gelmişlerdir .
            Yazma sürecini öğretmedeki en zor bölümlerden biri de öğrenciler için hakkında yazabilecekleri bir konu bulmak ya da onların konuyu keşfetmelerini sağlamaktır. Yazmak için ilgilerini çeken hiçbir şeyin olmadığını söyleyen, hiçbir şeyin değişmediğini ve sıkıldıklarını söyleyen öğrencilerin sayısı çoktur. Öğrencilerin düşündüklerini kelimelere dökmeleri  zordur. Bunun için öğretmenler, hayal gücünü ortaya çıkarabilecek ve öğrencilerin yaratıcılıklarını harekete geçirecek yollar önerebilirler.
Eğer öğrencilere, onların hayal güçlerinin olduğunu keşfetmelerini sağlayıp, hayalleri hakkında konuştuklarını gösterebilirsek büyük olasılıkla onların yazmalarını da sağlayabiliriz. Bunu da sağlamanın en güzel yolu yaratıcı dramanın işe koşulmasıdır. Bu çalışmada yapılan yaratıcı drama uygulamaları ile tek bir kelimeden (bavul) yola çıkılmış, öğrencilerin bavulla ilgili yaşantıları harekete geçirilmiş, hayal kurmaları sağlanmıştır. Öğrenciler bu çalışmada bavulla ilgili çağrışım sözcükler yazıp, bu sözcükleri de kullanarak şiir ve öykü yazmışlardır. Öğrenciler kendi kurgusal dünyalarında yer alan maceracı ruhlarını, bavulla özdeşleştirip yazılı anlatımlarında, fantastik öyküler ortaya çıkarmışlardır.  Bu çalışmada tek bir sözcük yedi hafta boyunca yazılı ürünlerde temel çıkış noktası olmuştur. Bu durum kimi zaman öğrencilerin sıkılmasına yol açsa bile, drama çalışmalarının ardından yazma çalışması yapılırken, öğrencilerin severek yazılı anlatım yaptıkları gözlemlenmiştir. Bu çalışma Türkçe dersinin yapısına ve konusuna uygun olarak farklılaştırılıp genişletilebilir.  
Öğrenciler yaratıcı drama sürecinde canlandırma yaparken betimlemelere yer vermiş ve betimlemeleri yazılı ürünlere de yansımıştır. Öğrencilerden gelen yazılı ürünlerde yaş seviyesinin üstünde betimlemeler yapıldığı gözlemlenmiştir. Öğrenciler öykülerinde, gerekli olan öykü öğelerine (yer, zaman, vb.) ve  çatışma anlarına yer vermişlerdir.
Bu çalışmada merak duygusunu hep ön planda tutan yazın türü  masallar da kullanılmıştır. Öğrenciler masallarla ilgili canlandırmalar yapmış ve yazılı ürünlerinde bavulu da kullanarak merak duygusundan ayrılmadan, masallarını yeni kurgularla ortaya çıkarmışlardır.         
Bu çalışmada ortaya çıkan yazınsal ürünler, yazarları tarafından arkadaşlarına
okunarak paylaşılmıştır. Öğrencilerin birbirlerinin çalışmalarını okumaları ve yorum yapmaları hem yazıyı yazan öğrenciye, hem de yazıyı dinleyen öğrencilere yardım edebilir. Yazarlar, çalışmaları için dinleyici sağlayabilirler. Çoğu çocuk için akranlarının yorumları, öğretmenlerinin yorumlarından daha çok dikkate alınabilir.
Yaratıcı yazma çalışmaları  öğrencilerin, öğretmenlerinin diğer yönlerini de kullanmaya özendirecek, kritik düşünme yeteneklerinin ilerlemesini sağlayacaktır.
Çoğu öğretmen yaratıcı yazmayı “not vermeyi imkansız” olarak görür ve değerlendirmenin tüm hallerinin öznel  ve sıklıkla adaletsiz olduğunu düşünür. Bu inanışla ilgili olarak, eğer öğrencilerin çalışması adil olarak değerlendirilmezse gelişme ve ilerlemesini açıkça izlemenin bir yolu olmayacağını düşünürler. Glazer (1994), bu endişeleri kabul eder, ama değerlendirmenin pratik, kullanışlı ve adil olabileceğini savunur. Bu değerlendirme, öğretmenlerin değerlendirecek tutarlı kriterleri açıkça bildirmelerini sağlar. İşin kalitesi için öğretmenin genel etkisine güvenmektense veya diğer öğrencilerin çalışmalarıyla karşılaştırmaktansa betimleme, düzen ve noktalama gibi yazma yetileri üzerine odaklanan kriterler olmalıdır. Bu kriterler, özel öğrenci güçlerine veya zayıflıklarına göre değiştirilebilir ve çocukların yeteneklerini geliştirmek için biraz daha değiştirilebilir.  Bu çalışmada öğrencilerin yaratıcılığı önemsenmiş ve ortaya çıkan yazınsal ürünlerde yaratıcı düşünceler olduğu gözlemlenmiştir. Bu çalışmada her ne kadar not verilerek değerlendirme yapılmasa da öğretmenler yaratıcı yazma çalışmalarını da farklı kriterlerle değerlendirebilirler. Yine benzer bir uygulamada bu çalışma grubundan bir öğrencinin (Naz Akyol), yaratıcı drama süreci sonunda ortaya çıkan yaratıcı yazma çalışması,  Garanti Bankası ve Türk Sinema Yazarları Birliğinin tüm Türkiye’de düzenlemiş olduğu, “Hayalimdeki Film Senaryosu” yarışmasında dereceye girmiş ve öyküsü bu yarışmada dereceye giren diğer ürünlerle beraber yarışma sonunda basılan kitapta yer almıştır.  
Ülkemizde bu yıl (2005) ilköğretim programı konusunda köklü yenilikler yapılmıştır. Programın yapılandırıcı yaklaşımla düzenlenmesi sevindiricidir. Buna rağmen yeni programın da Türkçe kazanımları konusunda birçok eksikliği olduğu gözlemlenmektedir.  Yeni programda, yaratıcı yazma çalışmaları ve hayal dünyasına yönelik yazma çalışmaları artırılmalıdır. Yazılı anlatımın nasıl değerlendirileceği yeterince açıklanmamıştır. Yazma öğretiminde  yaratıcılık ön planda tutulmamış ve yazma kazanımlarında yapılandırıcı yaklaşım önemsenmemiştir.  Yazmada ele alınan hazırlık bölümü olumlu olmasına rağmen, yazma çalışmalarında öğrencileri motive edecek kazanımlar bulunmamaktadır. 
MEB’in, tüm Türkiye’de uygulayacağı programda tüm kazanımlarla beraber yazma kazanımları da eğitim-öğretim dönemi sonrası ele alınmalı, öğretmenlerden alınan dönütler değerlendirilmeli ve bu değerlendirmeler ışığında kazanımlar yeniden, yapılandırıcı yaklaşıma göre düzenlenmelidir.  Bu çalışmada ortaya çıkan geri bildirimlerden biri de, öğrencilerin ancak sevecekleri konu da yazmayı istekli olduklarıdır. MEB’in yazılı anlatım kazanımları; öğrencilerin kendi yaşamlarından yola çıkarak yazı yazabilecekleri şekilde düzenlenmeli, böylece öğrencilerin severek yazı yazmaları sağlanmalıdır.
Öğretmenlere yaratıcı drama alanı ve yaratıcı yazma çalışmaları tanıtılmalıdır. MEB, üniversitelerin ilgili birimleriyle bir araya gelip bir komisyon oluşturabilir. Bu komisyon hizmet içi seminerlerinde öğretmenlere, yaratıcı darama ve yaratıcı yazma çalışmalarını tanıtıcı sunumlar yapabilir.
Türkçe öğretmenleri ve sınıf öğretmenleri yazılı anlatım çalışmaları öncesi yaratıcı dramayı kullanarak, öğrencilerin yazılı anlatım yapacakları konuyu sınıf içinde canlandırmalarını, böylece öğrencilerin yazılı anlatım çalışmaları öncesi yazmaya istek duymalarını sağlayabilirler.
Yazılı anlatım çalışmaları sonunda, öğrencilerden gelen ürünler sadece öğretmen tarafından okunmamalı, bu ürünlerin değerli olduğu bilinmeli ve yazarları tarafından okunarak, sınıfta diğer öğrencilerle paylaşılmalıdır.
Öğrencilerin yazılı anlatımlarındaki farklılık, onların bireysel farklılığı ile ilişkilendirilmeli ve tüm yazılı ürünler kendi içlerinde değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme için, öz değerlendirme formları (rubric) hazırlanabilir. Öğrenciler bu şekilde kendi kendilerini değerlendirmeyi öğrenebilirler. Öğrencilerden gelen düşüncelerin, onların hayal güçlerinin ürünü olduğu unutulmamalı ve hayal güçlerini kısıtlayıcı kurallar koymak yerine, öğrencilerin hayal güçlerini destekleyecek çalışmalara yer verilmelidir.
Yazılı anlatımın bir gelişim süreci olduğu unutulmamalı ve öğrencilerden gelen ilk ürünlerin yazınsal değeri olması beklenmemelidir. Yaratıcı yazma çalışmaları öncesi öğrencilerle kısa anlatım (sözlü ya da yazılı) çalışmaları yapılmalı, somut nesnelerin betimlenmesi gibi basit uygulamalarla öğrenciler yazılı anlatım sürecine başlamalıdır.  
Yazınsal değeri olan ürünler ortaya çıkarmak için, öğrencilerin yazın değeri olan kitaplar, öyküler, şiirler okumaları sağlanmalıdır. Öğretmenler çocuk yazınını izlemeli, çocuk yazını konusundaki yenilikleri takip etmelidirler. Yaratıcı yazma çalışmalarında öğretmenler, yazın değeri olan ürünleri kullanabilirler.  Yine sanatsal değeri olan, seviyeye uygun fotoğraflar, resimler, filmler ve müzikler yazılı anlatım çalışmaları için kullanılabilir.
 
© Çağdaş Drama Derneği 2010
Selanik 2 Cad. 41/2 Kızılay Ankara Tel: 0 312 425 00 89 Eposta: bilgi@yaraticidrama.org